Okumak Zor İş!

OKUMAK ZOR İŞ!

Kitap okumayı sever misiniz?

Size "Kitapsever" diyebilir miyiz?

Ailenizdeki “Kitap Kurdu" siz olabilir misiniz?

       Biz yetişkinler ne çok severiz “Ağaç Yaşken Eğilir” atasözünü. Öyle ya ne de olsa hepimiz böyle büyümedik mi?  Bütün güzel alışkanlıkları böyle kazandırmadılar mı bize? Çocukken çok anlamasak da bu sözün kıymetini, ilk öğrendiklerimiz arasında yer alan kadim atasözünü benimsemedik mi hepimiz, gizli bir anlaşma gibi. İşte şimdi  hepimiz, el birliğiyle ilkokul yıllarından başlayarak çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışıyoruz. Bunu başarabilmek için ebeveynler ve eğitimciler olarak; uzmanlara danışıyoruz, farklı yöntemler deniyoruz ve uyguluyoruz. En önemlisi de gözlemliyoruz ve değerlendiriyoruz. Ancak yine de hem ebeveynlerin hem de eğitimcilerin hemen her sohbetinde “çocukların okumayı sevmesi ve okuma alışkanlığı kazanmaları” konusunda henüz bir çözüme ulaşamadığımızı konuşmaktayız. Başaramıyoruz sanki!  Bu kadar çok istiyor ve uğraşıyor ama verim alamıyoruz. Hayal ettiğimiz gibi ya da tam istediğimiz gibi olmuyor bir türlü! Okuma sevgisi dolu gözlerle bakmıyorlar bize. Biz yetişkinler,  bu konuda bir türlü mutlu olamıyoruz. Hep bir zorlama çıkıyor karşımıza.

     Okullarda okuma listeleri, kitap kurdu panosu, haftanın birincisi, kitap özeti yazma ve sözlü sunum etkinlikleri, en çok kitap okuyan yarışması ve daha birçok faaliyet yapılıyor. Sınıf içi etkinlikleri de aşıyoruz ve okul içi etkinliklerle yoğun bir tempo içinde durmadan okuyoruz. Okumak ile ilgili müthiş bir gayret gösteriyoruz. Sağım, solum, önüm, arkam kitap… Gerçekten okuyor muyuz acaba?

      Evde, ailece okuma saatleri planlıyor, tasarımı cazip olan kitapları satın alıyor, her fırsatta kitapçıya uğrayarak, önerilen ya da çok satılan kitaplara dört elle sarılıyor, motive edici nice sözler ve cümleler ezberliyoruz derken, hepimiz en baştan yoruluyoruz. En çok da ödül vaatleri ile okumayı sevilen, heyecan dolu bir alışkanlık haline getirmeye çalışıyoruz.

      Aslında çocukların ilk okumaya başladığı dönemde ona sunulan kitapların seçimi çok önemli rol oynamaktadır. Tanıştığı ilk kitapların, her çocuğun kendi kimliğine, ilgisine, kişilik özelliklerine uygun olması, hiç değilse duygusal gelişimine yakın özelliklerde dikkat çekici ve günlük hayatını destekleyici konuların bulunması büyük önem taşır. Çocuklar kendini güvende hissettiklerinde mutlu olurlar, enerjileri yüksektir ve bu da beraberinde verimli çalışma performansı göstermesini kolaylaştırır. Tanıdığı duygular, hayal dünyasına yakın görseller ve okumalar çocukta merak ve istek duygusunu artıracaktır.

         Akran aileleri arasında kitap önerisi, okullarda toplu halde aynı kitabı ya da aynı kitap setini okuma etkinlikleri aslında okuma alışkanlığı kazandırma konusunda üzerinde tartışılması gereken bir konudur. Çocuklar ilk yıllarda genellikle neşeli, eğlenceli ve olayların hızlı geliştiği konuların anlatıldığı, kısa ve net cümlelerin oluşturduğu kitapları severler ve seçme şansları olursa tercihlerini bu yönde kullanırlar. Böylece kelime dağarcığına uygun ve günlük yaşantılarından da tanıdığı duygu, olay ve durumların anlatıldığı kitaplarla kendilerini daha güvende hissederler. Daha mutlu ve keyifli olurlar.

           Eğitim ve öğretim yelpazesi içinde bulunduğum tüm zamanlarda hem akranlarımda ve arkadaşlarımda hem de öğrencilerimde beni etkileyen en çarpıcı anlar; okuduğu ve ilk defa, çok sevdiği bir kitabı anlatan okurun gözlerindeki ışıltıyı, sözlerindeki heyecanı, beden dilindeki coşkuyu izlediğim anlar olmuştur. Hangi yaşta olursa olsun ilk defa çok sevilen bir kitap anlatılıyorsa işte tam da orada artık okumanın zevkine varılmış, vazgeçilmez tadı alınmış ve artık okuma keyfi başlamıştır diyebiliriz. Bundan sonrası çoğu zaman durdurulamaz bir hızla ve arzuyla devam edecektir. Özellikle çocuklarda bu durumu yakaladığımızda önce bir süre bu keyifli süreç doğru bir şekilde beslenmelidir.

        Kitap seçimi bu dönemde de çok önemlidir. Hem eğitimcilere hem de ebeveynlere bu süreç; özenle ve bilinçle davranma sorumluluğu yükler. Tanımadığımız, okumadığımız bir kitap, önerebileceğimiz bir kitap değildir. Kitabı okumalıyız ya da okumuş kişilerden doğrudan bilgi edinmeliyiz. En azından kitap tanıtımı, kitap özeti,kitap yorumları gibi bilgilere ulaşmalı konusu hakkında fikir sahibi olmalıyız. Çünkü artık hayatımıza giren her yeni kitap bizi pek çok yönden besleyecek ve büyümemize katkı sağlayacaktır. Meyve, sebze alırken nasıl en tazesini, en güzellerini almak için uğraşıyoruz. İşte tam da öyle; çocukların duygularını ve ruhunu besleyecek kitapların doğru tespiti ile bizler, kendi çocuğumuza ya da kendi öğrencimize en uygun konuya, yani en uygun kitaba ulaşacağız.

           Kitapseverimiz zamanla farklı türde kitapları ve farklı konuları da merak edecek ve okuyacaktır. Bu konuda onu sınırlamak ve kontrol altında tutmak yerine, okuduklarını paylaşmasına fırsat vermek, onu dinlemek ve sakince gözlemlemek daha olumlu ve kıymetli bir yaklaşım olacaktır. Başlangıçlar önemlidir. En baştan göstereceğimiz bu bilinç ve özenden sonra artık çiçeği burnunda, genç  okurumuz kendi tercihlerini kendisi yapabiliyor olacaktır. Size de keyifli bir seyir kalır.

      Hayatımıza giren her kitap, yeni bir kazanımdır. Yeni bir çevre, yeni bir iletişim ve yeni bir ilişkidir. Doğayla,hayatla, dünyayla, bitkilerle ve hayvanlarla yeniden öğrenmek, yeniden büyümektir. Her kitap yeni bir bakış, yeni bir yaşayıştır. Kitaplar bize pek çok şey anlatırken en çok da bize “bizi” anlatır.

NOT: Resimler (İllastrasyonlar), dreamstime.com sitesinden alınmıştır.