Masal Masal İçinde

                                   

Yazan : Ahmet ÜMİT

Kapak Tasarım : Bahar GİRAY

Grafik Uygulama : Havva ALP

Yayına Hazırlayan : Nüket AMANOEL

6. Baskı, İstanbul 2013 / Sayfa Sayısı : 143

             “Yıllar sonra Antep’e baba evine döndüğümde biraz da rastlantı sonucu annem yeniden anlattı bu masalları. Masalların güzelliği karşısında şaşkınlığa düştüm. Gerçi annem çok iyi bir masal anlatıcısıdır. Ama beni etkileyen yalnızca annemin tatlı dili değildi. Masalların güzelliğindeki giz, çarpıcı kurgusuyla içeriğindeki yoğun anlamda saklıydı. İnsanoğlunun kişiliğindeki temel özellikleri öylesine gerçekçi bir biçimde gözler önüne seriyordu ki, bu anlatım karşısında hayranlık duymamak olanaksızdı.

            Masalları yeniden dinlediğimde, bunların mutlaka yazılması gerektiğini düşündüm. Beni bu düşünceye iten nedenlerin başında, görsel anlatının egemen olduğu günümüz dünyasında, sözlü anlatıya dayalı bu masalların unutulup gideceği endişesi yer alıyordu. Yazmaya bu yüzden başladım. Kimi yerlerini geliştirip değiştirerek ama masalların özüne dokunmadan.

            Sanıyorum sözlü anlatılarda yaşanan serüven bu masalların da başına gelmiştir. Her dinleyen, her anlatan kendinden bir şeyler katarak masalları zenginleştirmiş ya da zayıflatmıştır.”

            Ahmet Ümit, annesi Fatma Ümit’ten dinlediği masalların bir bölümünü "Masal Masal İçinde" ile bizlere de ulaştırmıştır. Masal Masal İçinde, anneden torunlara sevgiyle paylaşılan bir dil, özlem dolu bir anı ve paylaşılan bir sevinçtir. Masal Masal İçinde, anne sesinden masallarla büyüyen  herkes için tanıdık bir ses ve tanıdık  bir yaşamdır.

            Kitap altı bölümden oluşuyor. Birinci bölüm asıl masal bölümüdür. Diğer bölümler ise masal içinde ilerlerken  her birinden diğerine geçilmesi kaçınılmaz olan, birbirinden enteresan olayların anlatıldığı diğer masalların anlatıldığı bölümlerdir.

       Masal Masal İçinde

       Şapkacı’nın Anlattıklar

       Müezzin’in Anlattıkları

       Demirci’nin Anlattıkları

       Kuyumcu’nun Anlattıkları

       Köradam’ın Anlattıkları

      Masal olur da “Evvel zaman içinde kalbur saman içinde” diye başlamaz mı hiç? Masal olur da uzaklarda bir ülke, o ülkede de bir padişah olmaz mı? Olur tabi…

      Elbette bir padişah varmış. Hem de genç ve çok iyi yürekli.

     “Padişah deyip geçmeyin, bizimki öteki hükümdarlara hiç mi hiç benzemezmiş, ne asık suratlı, ne de savaş meraklısıymış. Yalnızca halkının mutluluğunu ister, ülkenin kalkınması için çabalar dururmuş. Halk da padişahını çok sever, ülkedeki herkes onun iyiliğini istermiş. O da davranışlarıyla bu sevgiyi ve saygıyı fazlasıyla hak edermiş doğrusu.”

masal;ahmet umit;masal masal icinde; sehrisakarya;

    Genç ve iyi kalpli hükümdar cömertlik konusunda da hep önde imiş aslında. Böylesine bir cömertlik ile dilden dile anlatılmak onun da hoşuna gidiyormuş. Cömertliği, hükümdarı çok  mutlu ediyormuş. Bir gün en güvendiği veziri hükümdara bu güzelim ülkede kendisinden daha cömert birinin yaşadığını söyleyivermiş. İşte masal içindeki masallar da böylece  sıralanıvermiş.

    Hükümdar ve vezirin bulunduğu yere  bir günlük mesafede yaşayan Köradam’ın öyküsü, Köradam’ın bulunduğu yere iki günlük mesafede yaşayan Merhametli Kuyumcu’nun öyküsü, devamında üç günlük mesafede yaşayan, Yetenekli Demirci’nin öyküsü,dört günlük mesafede yaşayan, İyi Adam Müezzin’in öyküsü ve nihayet beş günlük mesafede yaşayan, Şapkacı’nın öyküsü…

     Her masalın sırrı bir şarta bağlıdır. Tüm şartların yerine getirilmesi için önce ileriye, en ileriye doğru gidilmeli, sonra geriye dönülerek, en başa gelinmeli, her bir şart, layıkıyla yerine getirilmeli,  "tam da söz verildiği gibi" sahibine teslim edilmeliydi. Hükümdar çocukluk arkadaşı olan vezirini çok seviyor ve ona güveniyordu. Düşünceleri ve söyledikleri her zaman değerliydi. Vezir de hükümdarını çok seviyor ve ona asla zarar gelsin istemiyordu. Birlikte çıktıkları yolculuktan çok şey öğrenerek döneceklerdi.

masal;ahmet umit;masal masal icinde; sehrisakarya;

      Herkes için mutluluk aynı değildi. Herkesin varlığıyla durduğu yer ve mekanın şartları aynı değildi. İnsan kah durgun kah dalgalı engin bir denizdi. Her insan başka bir alemdi. İnsan insana benzerdi ama insan “an’a” bile sayısız duyguyu sığdırabilecek kadar da zengin bir duygu dağarcığına sahipti. Her insanın gururu, sabrı, sevinci, öfkesi, sevgisi, coşkusu ve daha nice duyguları bir o kadar özel ve bir o kadar da kendisine özgüydü.

     Genç ve iyi kalpli hükümdar ve kıymetli vezirinin tebdili kıyafet ile günlerce süren yolculukları, Şapkacı’dan, Müezzin’den,Demirci’den,Kuyumcu’dan ve Köradam’dan bizzat dinledikleri, kendi öyküleri ve öykülerindeki esrarengiz olaylar, gerekçeler, sebepler ve sonuçları öyle güzel anlatılıyor ki, okurken hem sabırsızlanıyor, hem merak ediyor hem de çarçabuk bitmesini istiyorsunuz. Bir yandan tahmin etmeye çalışıyor, bir yandan düşünüyor ve daha tatlı bir heyecan hissiyle kucaklaşıyorsunuz.  En güzel yanı da şu ki; insanın her yaşta masal tadına, masal sesine ve masal güzelliğine ihtiyacı olduğunu anlıyorsunuz. Hepimiz bir zaman çocuktuk. Hepimizin tadı damağımızda kalan bir masalı olmuştur belki de... Biraz hayat dersi, biraz feraset deneyimi, biraz sağduyu eğitimi ve çokça insan yanımız… Duygularımız, gerekçelerimiz, hayal ettiklerimiz, yaşadıklarımız ve yaşattıklarımızın  iç içe geliştiği olaylarla anlatıldığı, merakla ve heyecanla okunan, asude bir masal yolculuğu. Keyifli okumalar dilerim.

“Gönül rüzgar gibidir, ele avuca sığmaz. Dilediğine akar gider. Sana da yalnızca bakmak, olacaklara katlanmak kalır.”

“Gönül rüzgar gibidir, ele avuca sığmaz. Dilediğine akar gider. Sana da yalnızca bakmak, olacaklara katlanmak kalır.”