Camdaki Kız

      Yazan : Gülseren Budayıcıoğlu

      Editör : Necla Feroğlu

      Kapak Tasarım : Feyza Filiz

Yayınevi : Doğan Kitap

1. Baskı / Mart 2019

101. Baskı / Şubat 2020 (Her 2000 adet bir baskı olarak kabul edilmektedir.)

“Bu kitapta her zamanki gibi gerçek bir yaşam öyküsü anlatacağım sizlere. Hep lüks içinde yaşamış ama kaderi daha baştan kötü yazılmış Camdaki Kız ile bir varoş çocuğunun aşk hikayesi bu.”

   Yazar Gülseren Budayacıoğlu’nun kendi ifadesi ile kitabın konusu kısaca bu. Gerçek bir aşk hikayesi.

   Yazarla tanışmam sosyal medyada gördüğüm alıntılar üzerinden oldu. Yazarın halihazırda klinik çalışmalarını yürüten bir psikiyatr olduğunu öğrendiğimde merakım iyice arttı. Çünkü Ankara ve İstanbul diyordu. Madalyon Klinik diyordu. Yani her şey gerçekti. Hayali değil, kurgu değil, etiyle kemiğiyle gerçekti her şey. Kitabı yazan da, bize olayları anlatan da kitabın kahramanları da aramızda yaşıyordu. Komşumuz, iş arkadaşımız, uzaktan ya da yakından akrabamızdı.

   Kitap çok kolay ve çabuk okunuyor. Hiç duraklamayan, su gibi akıp giden, enerjisi oldukça yüksek ve en önemlisi de gerçek hayatları anlatan kendi duygularımızı ve iç dünyamızı da bir psikiyatr gözüyle usul usul sorgulayan, okudukça sayfaları merakla çevireceğiniz bir ritimde ve çok özgün. Tam da bu noktada şunu söylemeliyim ki yazarın kişilere ve olaylara önyargısız yaklaşımı beni en çok etkileyen yanı oldu. Sakinliği, bekleyebilmeyi, bekleyip gerçeği görmeyi böylesine ahenkle yapması, anlayışı ve hoşgörüsüyle, bizimle yaşayan içimizden biriydi. Bir insana güvenmek güzeldi. Hangi tarafta olursa olsun hakkı olanı sahibine teslim etmek güzeldi. Alçalgönüllülük ve samimiyet ile sunmak ise müthiş bir beceri ve asil bir erdemdi.

   Dr. Gülseren Budayıcıoğlu Ankara’da doğmuş, tıp eğitimini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamış. Öğrencilik yıllarında TRT televizyonlarında sunuculuk ve spikerlik yapmış. İhtisasını yaptığı Hacettepe Üniversitesi Psikiyatri bölümünde on yıl öğretim görevlisi olarak çalışmış.

   2005 yılında Türkiye’nin ilk psikiyatri merkezi olan ve halen Ankara ve istanbul’da hizmet veren Madalyon Psikiyatri Merkezi-Madalyon Klinik’i kurmuş. Klinik çalışmalarından yola çıkarak, psikiyatri bilimini hikaye ve romanlar yoluyla insanlara ulaştırmaya çalışmış. Madalyonun İçi, Günahın Üç Rengi, Hayata Dön ve Kral Kaybederse kitaplarının da yazarı olan Gülseren Budayıcıoğlu tam da içimizden biri. Öyle doğal öyle sıcak ve içten yazmış ki başınızı kaldırsanız ya da çevirseniz onu görüverekmiş hissine kapılıyorsunuz. Kitabı bitirdiğimde bitmiş olmasına üzüldüm. Günlerce Nalan’ı Hayri’yi Türkan’ı düşünmekten kendimi alamadım. Hiç görmediğim halde Gülseren Hanım’ın odası canlandı zihnimde. Camdaki Kız’ın sade şıklığı, zarafeti ve hanımefendiliği karşımdaydı, naifliğini gerçekten görmüştüm sanki. Hayri’yi yolda görseydim, kesinlikle tanırdım hemen.

“Biz zaten Müslüm Baba’yı, Orhan Baba’yı, Ferdi Tayfur’u, Sezen Aksu’yu, Zeki Müren’i, Bülent Ersoy’u, Müzeyyen Senar’ı, Ahmet Özhan’ı söyledikleri şarkılarda buram buram kokan hüznü bize çok iyi hissettirebildikleri için severiz. Öyle severiz ki, bizi de hüzünlendiren bu şarkıları söyleyenlere “kim olursan ol, gel der, gönül kapılarımızı onlara sonuna kadar açarız. Sesi Anadolu kokan biri, “ Ankara’nın bağları, büklüm büklüm yolları derken biz o sesteki doğallığa kaptırırız kendimizi. Nerede olursak olalım, belki bir düğün salonunda, belki bir dost meclisinde,belki yol kenarında kendimizi tutamaz, kaldırıveririrz kollarımızı.Hem oynar, hem gözlerimizden yaş gelene kadar güler, sonra da birbirimize sarılırız. Gülerken gözlerden akan o yaşlar nedir bilir misiniz?

İşte o, yüreğimize doğduğumuz gün taht kuran hüznün ta kendisidir.”

Camdaki Kız, aslında hepimize sesleniyor. Kadın, erkek, genç, yaşlı, köylü, kentli herkese…

“Sevgi bütün dertlere şifadır. Bir kadının en çok ihtiyacı olan şey sevgidir. Sevilmeyi sever insanlar.”

“Ah bu kadınlar ahhh… Ne çok seviyoruz sevilmeyi, özel olmayı, sevildiğimizi hep hissetmeyi.”

“İnsanın ruhsal durumu yüzüne nasıl da yansıyor. Bir kadın o gün çok güzelse mutlaka çok seviliyordur.”

“Tıpta hastalıkları iki gruba ayırır doktorlar; akut ve kronik diye. Akut hastalıklar ani başlar ve riski yüksektir. Kronik hastalıklar yavaş başlar, sonra da uzar gider. Aşk akut bir hastalıktır. Ani başlar ve gürültülü seyreder. Tansiyon yükselir, kalp hızlanır,nefes alış verişler sıklaşır, yanaklar pembeleşir, vücut ısınır. Böyle akut bir duruma insanoğlu nasıl dayansın?”

“Mutluluk da akut bir durumdur. Bir ömür boyu mutlu olamaz insanlar.”